• İsmail Ceylan

    Filistin’in Çalınan Petrol ve Gaz Kaynakları

    - 29 Ağustos 2021

Mahmoud Elkhafıf, El-Cezire, 21-06-2021                                          Çeviren: İsmail Ceylan

 Filistin sorununu kalıcı bir siyasi ve ekonomik çözüme ulaştırmak için Doğu Akdeniz Havzası’ndaki petrol ve gaz kaynaklarının gerçek sahiplerine verilmesi gerekmektedir.

İsrail’in son askeri operasyonu nedeniyle Gazze’de yaşanan büyük yıkımdan sonra, uluslararası toplum, Gazze’nin yeniden inşasına yardım etmek için yüz milyonlarca dolar taahhüt etti. Ancak Filistin, ekonomik olarak özgürleşmediği sürece Filistin sorununun kalıcı bir şekilde sona erdirilmesi mümkün olmayacaktır.

Aslında uluslararası maddi yardıma hiç gerek yok. İsrail işgali altındaki topraklarda ve Filistin açıklarında (Doğu Akdeniz’de) yer alan petrol ve doğal gaz rezervlerinin gerçek sahiplerine tahsis edilmesi, bu sorunu kalıcı bir şekilde çözecektir.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmada, Doğu Akdeniz Havzası’ndaki yeni doğal gaz keşiflerinin 122 trilyon fit küp aralığında olduğuna işaret edilirken, geri kazanılabilir petrolün 1,7 milyar varil olduğu tahmin edilmektedir. Bu rezervler, bölgedeki her ülke adına yaklaşık 524 milyar dolar dağıtma ve paylaşma fırsatı sunuyor.

İsrail’in 1967’den beri Filistin topraklarını işgal etmesi ve 2007’den beri Gazze Şeridi’nin ablukası, Filistin halkının kendi fosil yakıt kaynakları üzerinde herhangi bir inisiyatif kullanmasını engelleyerek, onları çok ihtiyaç duydukları mali ve ihracat gelirlerinden mahrum bırakmıştır. Böylece bölgedeki Müslümanlar, hem siyasi hem de ekonomik olarak dışa bağımlı ve yardıma muhtaç pozisyonda bırakılmıştır. Üstüne üstlük siyonist yanlısı medyada da Gazze’de ya da diğer işgal altındaki bölgelerdeki Müslümanlar; işe yaramaz, tembel, bir şey üretmeyen, terrorist v.b. nitelendirmelerle etiketlenip, İsrail’in alenen yaptığı hırsızlık maskelenmeye çalışılmaktadır.

İşgal altındaki Filistin halkının maruz kaldığı ekonomik kısıtlamalar, şöyle sıralanabilir: insanların ve malların dolaşımına sıkı kısıtlamalar; mülk ve varlıklara el konulması ve imha edilmesi; toprak, su ve diğer doğal kaynakların kaybı; parçalanmış bir iç pazar ve komşu ve uluslararası pazarlardan ayrılma ve uluslararası hukuka göre yasadışı olan İsrail yerleşimlerinin genişletilmesi. Bütün bu sayılan mahrumiyetler, belgelendirilmiş ve kayıt altına alınmıştır.

Bununla beraber, Filistin halkı, yaşadıkları bölgenin mali politikası üzerinde de sınırlı bir kontrole sahiptir. Paris Ekonomik İlişkiler Protokolü’nün şartlarına göre İsrail, Filistin para politikasını, sınırlarını ve ticaretini kontrol ediyor. UNCTAD, işgal altındaki Filistin halkının 2007-2017 döneminde İsrail tarafından el konulan mali gelirlerinin yaklaşık 47,7 milyar dolar olduğunu bildirdi. Buna karşılık, Filistin hükümetinin aynı dönemdeki kalkınma harcamaları için eline geçen para, yaklaşık 4,5 milyar dolardı.

Gazze’deki uzun süreli kuşatma ve tekrarlanan askeri operasyonlar, bölge nüfusunun yarısından fazlasını yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur bıraktı ve yıllık 16,7 milyar dolarlık GSMH kaybına yol açtı. Bu rakam, büyük gibi görünse de Filistin halkının Gazze kıyılarındaki doğalgaz rezervinin maddi potansiyelinin yanında “devede kulak” kalır.

Oslo II Anlaşması olarak da bilinen Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne ilişkin 1995 İsrail-Filistin Geçici Anlaşması, Filistin Yönetimine, (PA) kıyıdan 20 deniz miline kadar olan suları üzerinde deniz yetkisi verdi. PA, 1999 yılında British Gas Group ile 25 yıllık bir gaz arama sözleşmesi imzaladı ve aynı yıl Gazze kıyılarının 17 ila 21 deniz mili açıklarında büyük bir gaz sahası olan Gazze Marine keşfedildi. Ancak İsrail hükümeti, PA ve British Gas arasında bu sahadaki gaz satışı ve ihtiyaç duyulan gelirin sağlanması konusunda yapılan tüm görüşmelere rağmen, kendinden beklendiği şekilde bu organizasyona engel oldu.

2007’de Gazze’nin ablukasının başlangıcından bu yana, İsrail hükümeti Gazze’nin açık deniz doğalgaz rezervleri üzerinde fiili kontrol kurdu. Organizatör şirket British Gas, o zamandan beri İsrail hükümetiyle iş yapıyor, arama ve geliştirme hakları konusunda Filistin hükümetini kasıtlı bir şekilde devre dışı bırakıyor.

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Meged petrol ve doğalgaz sahasının da kontrolünü ele geçirdi. İsrail, alanın 1948’deki ateşkes hattının batısında olduğunu belirtiyor, ancak rezervin çoğu 1967’den beri işgal edilen Filistin topraklarının altında bulunuyor. Bununla da yetinmeyen İsrail, daha geçenlerde, Doğu Akdeniz’de yeni petrol ve gaz bulma çalışmalarına başladı.

Uluslararası toplum, son saldırıdan sonra Gazze’nin yeniden inşası için şimdiye kadar 860 milyon dolar taahhüt etti; ancak en son askeri saldırıdan önce bile UNCTAD, Gazze nüfusunu yoksulluktan kurtarmanın yılda en az 838 milyon dolara mal olacağını tahmin ediyor.

Bu filmi, her yıl defalarca izliyoruz. İsrail, canının istediği zaman Gazze’yi bombalıyor, oluşan zararı Müslümanlar ve uluslararası toplum telafi etmeye çalışıyor ve her saldırıda İsrail, işgal ettiği toprakları fazlalaştırıyor. Tabii ki sürdürülebilir ekonomik iyileşme, sürdürülebilir bir siyasi çözümle mümkündür. BM, kalıcı ve kapsamlı bir barışın ancak müzakere edilmiş iki devletli bir çözüm yoluyla sağlanabileceğine dair uzun süredir devam eden tutumunu sürdürüyor. Fakat İsrail’in bunun hayaline bile tahammülü yok.

Filistin’de uzun vadeli ekonomik yapılanma, rehabilitasyon ve toparlanma için sürdürülebilir finansman sağlanmalıdır. Bunun da tek çözümü, kendilerine ait olan ekonomik potansiyeli kullanmalarına müsaade etmekten geçer. Filistinliler, medyada gösterildiği gibi sürekli yardıma muhtaç, aciz, beceriksiz bir halk değildir (diğer mazlum coğrafyalardaki zulme uğrayan insanlar için de aynı durum söz konusudur). Bu kaynakların tek tek ve münhasıran İsrail tarafından sömürülmesi ile çatışma ve şiddeti daha da artmaktadır. İsrail’in bu konuda Filistin lehine bir çaba göstermesi gibi bir durum pek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla Filistin’in ekonomik özgürlüğüne kavuşması, ancak İsrail varlığının yok edilmesiyle mümkün olabilir, diyebiliriz.

————————————————-0—————————————————————