• Muhammed Dağ

    Biz Bu Günlere Kendi Elimizle Geldik

    - 29 Ocak 2016

İslamiyet gelmeden önce tüm dünyada ve hassaten Mekke’de karanlık bir çağ yaşanıyordu. Aslında İslamiyet gelmeden önceki zamana karanlık çağ denilmelidir. O zamanlar yaşanan hadiseler, yapılan cahillikler siyer kitaplarında mevcuttur. Daha sonra İslamiyet’in gelmesiyle beraber Hz. Muhammed (s.a.v.) önderliğinde, daha sonra Asr-ı Saadet de denilecek olan bir dönem yaşandı. Bu 23 yıllık İslamiyet’in yayılması sürecinde insanlığa medeniyet öğreten muazzam bir nesil yetişti.

Nisa_59

Buraya kadar olan bilgiler, hepimizin bildiği ve günlük hayatta sık sık anlattığımız olaylardır. İslam ümmeti olarak bizler, bugün tam manasıyla O karanlık ve cahili günleri yaşıyoruz. Bu günleri yaşıyorsak eğer, bunun sebebi yine bizleriz. Peygamber Efendimiz’in Veda hutbesinde bize bıraktığı Kur’an ve Sünnet’e sırtımızı döndüğümüz için bu haldeyiz. Çoğumuz zulme karşı sessiz kaldık. İslami değerlerle alay edilmesine sessiz kaldık. Hz. Lut kavminin işlediği günahları işleyenlere sessiz kaldık. Mezhepleri din gibi algıladık ve bizim mezhebimizden olduğu için zalime destek verdik, cemaatçilik yaptık, particilik yaptık ve bizler, bunları yaparken birileri neslimizi, gençlerimizi, kültürümüzü, dini hassasiyetlerimizi aldı bizden. Kendi düşen ağlamaz, derler. Evet, Allah’ın (c.c.) Kitabı ve Peygamberimizin Sünnetini takip eden, uygulayan, tebliğ eden bir ümmet asla bu hallere gelmez. Bizler, bunu yapmadığımız için belki ağır bir kelime ama zillet içerisindeyiz.

Kur’an’da Ad kavminin, Semud kavminin, Lut kavminin, Firavunun ve kavminin helâkı anlatılır. Bu olaylar, birer tarihi olay değildir. Bu olaylar, ders alınacak olaylardır. Bir yerde Allaha isyan artarsa, fuhuş, kumar, şirk, ahlaksızlık artarsa eğer; oraya bir bela geliyor. Bizler de o Kur’an’da anlatılan olaylar gibi olmak istemiyorsak, uyanmalı, kendimize çekidüzen vermeli ve silkelenmeliyiz.

Mekke’de cahiliye zamanı yaşanıyordu. İslam geldi ve O çağ, şu anda hasretle andığımız bir çağ oldu. Zor değil o günlere geri dönmek. Kur’an yine var; Hz. Peygamber yok, ama sünneti var. Sadece yapmamız gereken; Kur’an ve Sünneti o şerefli, izzet sahibi ilk Müslümanlar gibi algılamaktır.

Şu anda içinde bulunduğumuz durumu kısmen de olsa özetleyen bir ezginin şu sözleriyle konuyu noktalamak istiyorum:

“Yolcu benim, kervan benim, yol benim değil.

Ölen benim, öldüren ben, el benim değil.

Çalışan ben, yorulan ben, kar benim değil.”

Yazdıkları ve konuştuğu şeyleri önce kendisi yapan, onları ihlâsla hayatına geçirenlerden olmamız dileğiyle…