Bir Şeyleri Değiştirmesi Gereken Nimet: Ramazan
Genel Yazarlar

Bir Şeyleri Değiştirmesi Gereken Nimet: Ramazan

Her Müslüman’ın kendini hür hissetmesi, kalbinin refaha kavuşması ve zihnini yalnızca dini için yorması sebebiyle tatlı yorgunluklar hissettiği zamanlar vardır. Tüm bunlar için kendine vakit tayin eder. Ruhunun kapısını kimseye açmaz çünkü arınma yolunu ararken dünyada muhatap alacağı kimse yoktur. Bu özel vakitlerin ümmet için ayarlanmış içtimai bir miladı vardır ki işte o, 610 Ramazan’dır.
Dünyadan soyutlanmaya ve uhrevi tefekkürlere dalmaya ihtiyaç duyar Müslüman. Çünkü dünyaya odaklanarak istemeden lekelediği kalbi, temizlenmek için tazelenmeyi ve aklanmayı ister. Bu, imanı tazelemektir, nifakı haklamaktır; imanın gereğini hatırlamak, nifaktan köşe bucak kaçmaktır. Yani Ramazan, iman ve nifakı ayıran kalın bir çizgidir.
Nereye baksa karanlıktan bir parça görür kişi ve parçaları birleştirdiğinde dünya şekillenir gözünün önünde. Çünkü dünya, karanlıktır; karanlıktan beslenir. Çünkü dünya, zalimin yatağıdır ve zalim, aydınlığı sömürendir. Müslüman, bu karanlığı delmek için didinir, felahı inşa etmek için daru’l-İslam arayışına girer. Yılın dinginliğe ulaştığı vakitte yani o mübarek günlerde ise biraz olsun yumuşar içi, özgürlüğü bulmanın sevincindedir. Yani Ramazan, dünyaya bağlı olan ipini ince tutanlar için kurtuluştur.
Ramazan, mümin kulun üzerinde, toprağa düşen yaprağın yerini yadırgamadığı ve onu görenlerin dalında olmadığından dolayı garipsemediği gibi durur. Farklı vakitlerdir ulaşılan ve farklı bir rüzgârdır her dakika titreten ve bu ay, herhangi bir rüzgâr gibi geçmemeli dünya hengamesinde. Bir emirle gelmiştir ve bir gayeyle kuşanmamızı ister, esmeden evvel. İçimizde, önceki kıştan kalma buzların erimesini ve yerine türlü tohumlar ekilmesini sağlar bereketiyle. Yani Ramazan, hikmetini bilen ve hakikatini kavrayan için eşsiz bir arınma fırsatıdır.
Günler birbirini kovalarken hissedilmeyen, hissedilse bile önemsenmeyen çürüklükler oluşur sık sık ruhlarda. Bunlar, çoğunlukla dert olmaz sahibine, bilmez çünkü sürekli yenilenen sıkıntılarının esas sebebinin bunlar olduğunu. Bilinmeyen şeyin üstesinden gelmek de mümkün değildir. İşte insan, çile denizinde boğuşurken fark etmeden ayağına gelen fırsatı geri çevirir. Belki de tek çaresi, kalbini karalara bürüyen cürümlerden kurtuluşunun tek yolu, bu ayı heyecanla karşılamak ve aynı heyecanla ağırlamaktır. Yani Ramazan, akleden için günahların izalesine fırsat veren bir nimettir.
Her zaman dümdüz bir yolda, takılmadan yürüyemez insan. Dünyanın sayısız rengiyle karşılaşırken durup düşünmeye fırsat bulamaz. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın hayatında mutlaka boşluk vardır. Yıllarını, ya bu boşluğu doldurmakla ya da o boşlukla yaşamaya alışmakla geçirir. Hâlbuki bu ay ve bu ayda Rahman için tutulan oruçlar, insanın içinde hiçbir boşluğun kalmasına izin vermez, onları birer birer dikmeye çalışır, Müslüman için iyileşme yollarını tek tek gösterir. Yani Ramazan, içimizdeki boşlukları dolduran bir ırmaktır.
Hatırlama ayıdır Ramazan; anma, zikretme, her cisimde onu arama, her nefeste Resulü anma, açlığın mideye vurduğu her dakikada tefekküre sürüklenme ayıdır. Hangi iş söz konusu olursa olsun orada ilahi lezzeti bulmaya ve dünyadan sıyrılmaya vesiledir. Yani Ramazan, her zikirde yükleri hafifleten bir yoldur.
Bunlar yapıldıkça, hikmetinin hakkı verildikçe, gönül huzuruyla zamanı geçirdikçe değer kazanır bu mübarek vakitler. Kıymeti bilinmeli, önemsenmeli, farkına varılmalı. O zaman kişinin hayatında beyaz bir sayfaya vesile olur, önceki hayatın yüklerini bir bir süzgeçten geçirir.
Ramazan bizi dürtmeli artık, yalnızca oruçla tanıdığımız ve sınırlandırdığımız bu mübarek nimet, bir şeyleri değiştirmeli; önce mümin yüreklerde, sonra bütün İslam diyarlarında…
Rüveyde Bera PALA

GRUBA KATIL