• Necdet Yüksel

    Batılılar Küresel Felaketin / Sapkınlığın Adıdırlar.

    - 30 Mart 2014

Barışı, adaleti, hak ihlallerini önleyici sistemi getirmeyi bayraklaştıran Batılılar, yıllardır gerçekte dünya kamuoyunu, sömürgeci zihniyetlerini sorgulayamaz haline getirme amacını gütmüyorlar mı…? Ayrımcılık temelli sınıflandırmalardan asla vazgeçmeyen Batı dünyası, kendi kültürlerinin, dinlerinin haricinde kalanları “ötekiler” ilân etmişlerdir. Yapıcı değil yıkıcı uluslararası bir iletişim dilini tercih eden insanlığa medeniyet, modern yaşam kurallarını öğretmeye kalkan küstah emperyalist güçler, iğrenç siyasetlerini hoş kılıflardan yararlanarak meşrulaştırmayı da bırakmıyorlar. Batılılar gaddarlığın sembolüdürler…

Batılı egemen rejimler nüfuzlarını küreselleştirmede pervasız davranmaktalar… ABD ve Avrupa ayrı ayrı kıtalarda varlık gösterseler de dünyayı tekellerinde tutma hususunda ittifak üzereler. Uluslararası karşı konulamaz bir yapı oluşturmanın ancak ortak değerler etrafında birliktelikle kabil olabileceğini bilen gasıp batılılar söz konusu dayanışmaları sayesinde yeryüzü genelinde küçümsenemeyecek bir derinlik, etkileyicilik ve yönlendirici kabiliyette kesp etmiştirler. Kurup yetkilerle donattıkları BM, IMF, Dünya Bankası, Unesco gibi organizasyonlarıysa, katılımcı diğer görüntü mankeni/ikna edici resmi faktör olmaktan başka bir fonksiyonları bulunmayan devletleri hain planlarını/şeytani emellerini realize platformunda ustaca kullanmaktadırlar. Bu döngünün değişimine ise zinhar izin vermemekteler.

Her nerede işgaller, katliamlar, sınır savaşları, iktidar değişimi gerekçeli ayaklanmalar varsa batılıları orada arayıp bulmak nedense sürpriz değildir. Sadece yakın havzalarını değil yerkürenin her yanını denetleme hırsıyla geniş eylem ve müdahale planları hazırlamaları asıl mantalitelerini yorumsuz bir şekilde ortaya koymaktadır. “Arap Baharı” esintisinin etkisine giren ülkelerdeki halk ayaklanmalarının başlangıçlarına, ilerleyen aşamalarında, yürürlüğe giren siyasi taleplere, kitlelere seçilen liderlerin vaatlerine ve nihayetinde de totaliter kadim yöneticilerin ekarte edilmelerinin akabinde inşa edilen hükümetlere yakından bakıldığında, karşınıza yine batılılar çıkmaktadır. Batılılar küresel felâketin/sapkınlığın adıdırlar.

Toplumların dünlerini, bugünlerini devasa bir ahtapot gibi kollarının arasına alan barbar batılılar, kuşattıkları coğrafyalardaki her kesimden toplulukların yarınlarına da hükmetmenin peşindeler. Tunus’ta, Mısır’da Libya’da hâlen bir sükun bulamamış kutuplar arası, bir gerilim hem devam ettiriliyor ve hem de kontrollü kriz konsepti maharetiyle, halkların İslami özgürlük mücadelelerinin önünü kesmek ve hüsranla sonuçlanmasını sağlamakla meşguller. Aylardır Ukrayna’da Müyesser iktidarla muhaliflerin açık bir çatışma yaşamalarının gerisinde de batılılar yok mudur? Rusya ve batılı bloğun temsilcileri Ukraynalıların refahı, kalkınmaları adına mı kapışmaktalar?

lla

Batılıların gerçek yüzleri ne zaman hakkıyla görülecektir. Girdikleri yerleri kısa sürede altüst etmeler, fitne ateşini yakarak toplumsal dinamikleri zaafa uğratmaları ve milliyetçi duyguları kamçılayıcı paket açılımlarıyla bölücü anlamları devreye sokmaları insan görünümlü Vandal batılıların neye hizmet ettiklerini kavramaya yetmez mi? Petrol, doğalgaz, kıymetli maden yataklarını ve de yüksek stratejik değer taşıyan koordinatları insanların hayatlarından katbekat âli addeden batılı modern caniler barıştan, adaletten, hakların iadesinden yana olabilirler mi?

Sahnelenen insanlık dramlarının asıl failleri olan batılıların baskıladıkları gelişmelerine set çekerek açlığa, cahilliğe, ölüme mahkûm ettikleri zavallı milletlerin kurtuluş umutları olabilmeleri mümkün müdür? Ne yazık ve hayret vericidir ki hâlen bu halklar batıya ve batılılara hayrandırlar. Bugünkü post modern/hürriyet sevdalısı gibi arzı endam eden batılıların atalarının altında ezilmiş nice Asya/Afrika halkları da batı ve batılılara hayranlık beslemekte ve onların işlerine/ilerleyişlerine/yapılanmalarına karışmalarını da kendilerine verilen bir değer bazında algılamaktadırlar. Esareti boyna ziynet olarak takmak bu olsa gerektir. Özgürlük; şeref ve prangaları kıracak cesaretin ürünüdür!

Hayatın çok çeşitli konu başlığı altında, baş döndürücü bir hızla ortaya konan görkemli buluşlar sanayide, teknolojide ulaşılan seviye ve siber iletişim ağı maalesef batılıların tek tip bir dünya oluşturmalarının silahlarıdır. Bilgi, araştırma, geliştirme çabaları, tecrübe aktarımı vahşi kapitalist sermaye sahiplerinin yeni pazarlara girmelerinin etkili reklam sunumlarıyla tüketicilerin beyinlerini ve paralarını ele geçirebilmelerinin emrindedir. Kazandıkça iştahlanan iştahlandıkça daha geniş ölçekli bir kazanma ameliyesine sarılan batılı kapitalistlerin gündeminde, Suriye’de öldürülen İnsanlara acımak yoktur. Mülteci kamplarında, gayri insani şartlarda ayakta kalmaya çalışanların feryatları, faiz lobilerinin kulaklarına yardım mesajı olarak değil, fırsatı kaosu ranta çevirme melodisi olarak vasıl olmaktadır. Güçlü olanın hayatta kalacağına, zayıfların da doğal seleksiyona uğrayarak yok olacağına inanan bir kültürle yetişenlerin akıl ve kalpleri, vicdanı, merhameti, hakkaniyeti, karşılıksız paylaşımı daha da ilerisinde diğergamlığı tanıyabilir mi? Batılı emperyalistler insanlığı zehirlemekteler. Peki panzehir ne ve nerededir?

İnsanlığın despot güç merkezlerinin muhasaralarını dağıtmada yegâne dayanağı şüphesiz ki İslâm’dır. Küresel emperyalizmin yozlaştırıcı, hayatı karartıcı, aşağılayıcı ve hiçleştirici söylemlerine de/eylemlerine ancak sahih bir İslâm akidesiyle mücehhez kılınarak şereflice direnilebilinir. Batılı siyasetçi ve akademisyenler bir realiteyi bildiklerindendir ki soğuk savaş döneminin ardından İslâm/İslâm’ı tavizsiz yaşayanları ve sorumluluklarını terke yanaşmayanları hedef ilân etmişlerdir. Batılılara ancak İslâm haddini bildirebilir.

NOT: Bu yazı Genç Birikim Dergisinin Mart 2014 Sayısında Yayımlanmıştır.