Annemizin Ardından…
Arşiv Yazarlar

Annemizin Ardından…

(6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkez üslü gerçekleşen deprem imtihanında, Adıyaman’da vefat eden kayınvalidesi için, gelini tarafından yazılan vefalı cümleler…)

Günler geçtikçe ayrılığının acısı derinleşiyor anne.

Her veda vakitsizdir ama sen ne zaman gitsen hep erken olacaktı. Biraz daha kalsan ya, derdik sana ya, yine diyoruz işte, biraz daha kalsaydın anne…

Kıymetini bilemedim keşke’lerle baş başa bıraktın beni anne. Keşke daha çok sevseydim, daha çok kıymetini bilseydim… Beni de yetim bıraktın anne. Sana benzemek, en büyük hayalimdi. Hâlâ öyle… Vakarın, cömertliğin, merhametin, anaçlığın, dobralığın, her şeyinle örneğimdin. Gizli hayranın gibi izlerdim seni uzaktan. Asla senin gibi olamayacağımı bilsem de… Giysilerin, evin hep mis kokardı; tertemizdi hep köşe bucağın. Elinin lezzeti anlatılmazdı. Öyle temiz, maharetli bir anaydın. Ana gibi anaydın işte… Bazen torunlarının yerinde olmak isterdim; öyle şefkatli, kuşatıcı bir babaanneydin. Çok şanslıyız; hayatında, kısa bir süre de olsa yer aldığımız için, çok şanslıyız.

Şimdi, senin için arkadaşların beni arıyor, başsağlığı dilemeye. Buruk bir gurur hissettim; sakın kızın yok, diye üzülme anne. Söz veriyorum; seni, kalemimin, lisanımın yettiği her yerde yâd edeceğim. İyi ki annem oldun. Sabrı, fedakârlığı senden miras alacağım. Oğlum Azzam için her söylediğin nasihati, yüreğime ve zihnime kazıyacağım. Ama senin gibi olamıyorum anne. Söylesene, nasıl dayandın onca acıya, nasıl da dimdik durdun bir çınar gibi? Evet, bir çınar gibi… Babalar için “çınar” benzetmesi yapılır ama bundan böyle senin için gelecek akla… Ne olur rüyalarıma gir, “sabret kızım” de yine… Sen, boşluğu dolabilecek bir ayrıntı değilsin ki! Sen, hayattın, kaynaktın kayalar arasından fışkıran berrak su gibi. Gülüşün, çiçekler açtırır; öfken, hizaya getirirdi. Yanında tarifsiz bir huzur, müthiş bir güven hissederdik. Gidişin, kabullenilmesi zor bir gerçek… Ve gidişin, tıpkı hayatın gibi mücadeleli… Ne hissettin o gece? Oruca niyet etmiştin değil mi ahh güzel anne? Rabbinle aran ne güzeldi senin. Bizler, layık değildik belki de. O yüzden asıl Mevlana, dostuna yürüdün.

Dünya, senin için hep gurbetti değil mi anne? Nereye gitsen, nerede olsan eksiktin, diken üstündeydin. Hep menzili belli bir yolculuğun yolcusu gibiydin. Kısa kısa konaklardın o yüzden belki de. Yalnızlığı da onun için mi severdin anne? Heybeni taşıyan olmasın da kimseye borçlu kalma, diye mi seçtin sen yalnızlığı? Nasıl dayandı o yüreğin bunca yüke, bana da anlat anne! Bir keresinde sana, sen Abuzer el-Gıfari gibisin, demiştim de mutlu olmuştun; buruk tebessümünle bakmıştın. O, insanın içine işleyen bakışların nasıl hem heybet hem aynı anda da şefkat barındırıyordu öyle. İşte Abuzer el-Gaffari (r.ah) şehri Adıyaman’da, yine onun gibi yalnız yürüdün Rahmana.

Seni anlatmaya satırlar yetmez ama söz veriyorum, kızlarım seninle büyüyecek, seni hep anlatacağım anne. Bu dünyadan bir “Kudret Ana” geçti diye haykırmak geçiyor içimden tüm insanlığa. Seni asla unutmayacağım. Sana hissettiremesem de seni çok seviyorum anne…

Rüfeyde DURMAZ