• Genç Birikim

    Allah’a Adanmış Zaman: İtikaf

    - 08 Temmuz 2015

itikaf (1)

Ramazan ayında yaşatılması gereken ve sevgili Peygamber Efendimizin sünnetlerinden birisi de itikâftır. İtikâf ile camide geçirilen her bir vakit çok büyük değer kazanır.
İtikaf sözlükte: “Bir şeye devam etmek, insanın kendini bir yerde alıkoyması, bir yere kapanıp ibadetle meşgul olması anlamındadır.” Dinimizdeki (fıkıhtaki) anlamı ise: “Ramazan ayı içinde -ve bazen diğer zamanlarda da- günler ve geceler boyu mescide kapanarak bütün dünyevî faâliyetlerden uzak bir şekilde kendisini tamamen ibâdete ve tefekküre hasretmek” demektir.

Rabbimiz, insanın kalbini ve bedenini yalnız kendisine itaatle geçirmede birleştirecek pek çok ibâdet vazetmiştir. Bu ibâdetlerin en şereflilerinden biri de itikâf sünnetidir ki, kişi onun sâyesinde Rabbi ile başbaşa kalır, O’nun kudretini idrâk edip O’na gönülden boyun eğer, günahlarını itirafla O’na yalvarır. Yine bu sünnet sâyesinde insan nefsini tezkiye etmek/arındırmak suretiyle yücelir.

Bu ümmetin Peygamberi, dâvet, terbiye, tâlim ve cihat faâliyetleriyle meşgul olmasına rağmen, itikâfa çok önem vermiştir. Bu yönüyle o, kendisini örnek almak ve metoduna tâbi olmak isteyenlere, dâvette ve ilimde hangi derecede olursa olsunlar, bütün meşgalelerden ve sorumluluklardan bir müddet sıyrılarak yalnız Allah’la başbaşa kalmalarının önemi hususunda büyük bir ders bırakarak dünyadan irtihal etmiştir.

İtikâf, Kur’an ve sünnetle sabit bir ibadettir. Kur’an’da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken; “… Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın…” (el-Bakara, 2/ 187) buyurulur. Başka bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir (bk. el-Bakara, 2/125). Hz. Peygamber’in özellikle Ramazan içinde ve Ramazanın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Hz. Âîşe’nin şöyle dediği nakledilmiştir: “Resulullah (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber’in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129; bk. Buhârî, İ’tikâf, 1-18; Ezân, 12, 135; Hayz 10; Müslim, İ’tikâf, 1-6; Ebû Dâvud, Ramazân, 3; Savm, 77).

İtikâf bizlere ibadet ve kulluğu daha derinlemesine idrak edilme imkânı sunar. “Kadir Gecesini (Ramazanın) son on günü arayın” hadisi gereğince Kadir Gecesini idrak etme imkânımız yüksek olur. Günlük malayani alışkanlıklardan ve kötü çevreden emin olunan bir on gün yaşamış oluruz. İtikâf bizlere başlı başına bir ibadet olan “mescitte bekleme” sünnetine alıştırır. Ramazan ayında başladığımız Kur’an-ı Kerim’i hatmetme imkanına sahip oluruz. Peygamberimizin sürekli bir şekilde tavsiye ettiği gece namazına alışmak için eşsiz bir fırsat yakalamış oluruz. İtikaf ibadeti ile malayaniden uzak bir ortamda, ölümü, ahireti tefekkür ederek geçmiş dönemin muhasebesini, gelecek dönemin planlamasını yapabiliriz.

İtikafla alakalı fıkhi hükümleri kısaca şu şekilde anlatabiliriz:

İtikaf: Vâcip, sünnet ve mendup (müstehap) olmak üzere üçe ayrılır. Ramazan itikafı sünnet olan itikaftır.

İmam Ebu Hanife içinde beş vakit namaz kılınan her mescidde itikâfta bulunmak caiz olduğunu belirtmiştir. Ebu Hanife ve İmam Mâlik’e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür. Ebû Yusuf en az süreyi, bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur. Mâlikîler’e göre sahih bir i’tikâfın en az süresi bir gün, bir gecedir. Diğer mezhepler çok kısa bir süre durmayı yeterli görmekle birlikte en az bir gün kalmayı tavsiye etmişlerdir.

Mesciddeki itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar evde mescit edindikleri bir yerde itikâfta bulunabilir. Hanefî fakihleri onların evin münasip bir yerinde i’tikâfa girmelerini tercih etmiştir.

İtikâfın Şartları

1- Niyet: Niyetsiz itikâf olmaz.

2- Mescid: Erkeğin, itikafı cemaatle beş vakit namaz kılınan mescidde olmalıdır. İtikâfın en faziletlisi Mescid-i Haram’da, sonra Mescid-i Nebevî’de ve sonra da Mescid-i Aksa’da olandır.

3- Temizlik: İtikâfa giren kimsenin aklı başında ve temiz olması gerekir. Cünüp halde itikâfa girilmez. Kadınların hayız ve nifastan temiz olmaları gerekir. Cünüplük oruca mani olmadığı gibi, itikafı da bozmaz. İtikâfa giren cami içinde iken ihtilâm olursa, dışarı çıkarak gusül abdesti alır ve yeniden itikâfa devam eder.

4- Oruç: Ramazan ayında bulunulduğundan dolayı zaten oruçlu olma şart vardır.

Kadının itikâfa girebilmesi için kocasının iznini alması şarttır.

 

İtikâfı Bozan Şeyler

a- Cinsi ilişkide bulunmak. Kur’an-ı Kerimde; “Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın ” (el-Bakara, 2/187) buyurulur.

b- Herhangi bir ihtiyaç yokken mescidden dışarı çıkmak.

c- Bayılmak.

İtikâfa giren kimse mescidden ancak şer’î, zaruri ve tabiî ihtiyaçları için çıkabilir.

İtikâfa giren kimsenin bulunduğu mescidde cuma namazı kılınmıyorsa, cuma namazını kılmak üzere başka bir mescide gitmesi, küçük ve büyük abdest bozmak için mescidden dışarı çıkması tabiî bir ihtiyaçtır.

İçerisinde bulunduğu mescidden zorla çıkarılması ya da şahsı ve eşyası hakkında korkusu sebebiyle başka bir mescide taşınmak için çıkması ise zarûrî ihtiyaç sebebiyle çıkıştır.

Bunların dışında mescidden çıkmak itikâfı bozar. İtikâfda olan kimsenin yemesi, içmesi, uyuması ve ihtiyacı olan şeyleri satın alması mescidde olur.

İtikâfın Adabları

İtikâf sırasında kötü ve çirkin söz söylememek, itikâf günlerinde Kur’an, hadis, Allah’ı zikir ve ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyip güzel kokular sürünmek itikâfın adabındandır.

İtikâf sırasında hayırdan başka söz söylenmemelidir. Günahı gerektirmeyen sözlerde gerçi bir beis yoktur, boş konuşmayıp, hayırlı şeyler konuşmak adabındandır.

İtikâf, mescidleri, uyuyacaklar için yatma yeri, ziyâretleşecekler için buluşma yeri, yemek yiyecekler için sofra, gülüşme ve boş sözlerin çokça bulunduğu halkaların oluşturulduğu bir yer haline getiren bir amel değildir. Çünkü kişilerin kalplerinin daha da katılaşmasına yol açan bir itikâf, dinin bizden istediği itikâf değildir. İstenilen itikâf, insanı her hususta selef-i sâlihîne benzemeye götüren itikâftır. Böyledir, çünkü itikâf, Allah’tan korkanların, tefekkür edenlerin, muttakîlerin gözyaşlarının aktığı, kendisini Allah yoluna adayanların ellerinin duâ için kalktığı bir ameldir. Mü’min bu ameli yaparken, kurtuluş kervanına katılma heyecanıyla bir an için bile ibâdetten uzaklaşmamaya gayret eder. İtikâf, muhsinlere benzemeye yönelik yapılan şahsiyet terbiyesidir.