| RAZİYE İPEK / ERİYEN SERMAYEMİZ |
|
Yazın kavurucu sıcağında buz satan adam, insanları şöyle çağırıyordu: “-Sermayesi eriyen adama yardım edin!” Evet, buz satıcısının eriyen sermayesi sıcakta yok olup giden buzları… Bizim de eriyerek elimizden avucumuzdan kayıp giden, pahalanan hayat şartlarına rağmen ucuzca tükettiğimiz bir varlığımız var: zaman… Zamanın planlanması ve değerlendirilmesi konusunda başvurulan birçok kaynak var ama unutulup es geçilen konu Yüce Yaratıcının insanlara sunduğu zaman yönetimidir. O bize sunduğu İslam’la bir hayat düzenini vazederken aynı zamanda hayatın vazgeçilmezi olan zamana da temel bir planlama getirmiştir. Dikkat edilirse emredilen ibadetlerde, zaman yönetimiyle ilgili ipuçları göze çarpar. Bunların başında da Namaz gelir. Namaz neden belli vakitlerde ifa edilmesi gerekir? Neden vaktinin geçirilmesi yalnızca uyku ve bayılma gibi elde olmayan sebeplerle affedilir? Bu soruların cevabı bize namaz ile vakit planı arasında sıkı bir bağın olduğunu gösterir. Vakte riayet namazın şartlarındandır. Sabah namazı, günün sabahını Allah’a sunmaktır. Ve vakti de adından anlaşılacağı gibi günün başlangıcıdır. İslam’a göre gün sabah namazı vaktinde başlar. Namazdan sonra başlanan günün hem kazanç olarak hem de hayır açısından bereketi boldur. Rasulullah (as)’ın, rızkın sabah dağıtıldığına dair Hadisi bunun delilidir. Kul sabah namazında Rabb’in huzuruna durur ve ondan başladığı günün direktiflerini alırken aynı zamanda gecesinin hesabını verir. Öğlen namazında ise sabahtan bu yana yaşadığı durumu değerlendirir. İkindi namazında yine geçirdiği zamanın muhasebesini yapmakta ve geçireceği zamanı planlamaktadır. Akşam ve yatsı namazları da hakeza böyledir. Günde beş defa zaman planının kontrolü yapılmaktadır. Hayatını bu disiplin ekseninde sürdüren kişi arınma ayı Ramazanda ise bir ay boyunca sıkı bir muhasebe yapar. Hem bir yılın kritiğini yapar, hem de yapılan yanlış ve eksiklerin telafisi için çalışır. Arınmış ve yenilenmiş olarak yeni bir yıla başlanır. Her yılı böyle geçen bütün bir ömrün muhasebesi ise ahiret gününün provası şeklinde yaşanan hac ibadetinde yapılır. Bu ibadet bize hayatımızda yeni bir sayfa açma fırsatını verir. “Kim Allah için hacceder, bu arada kötü söz söylemez günah işlemez ise hac’dan, annesinden doğduğu günkü gibi (günahsız olarak) döner.” (Buhari, Hac,4) İbadetlerimizin günlük, aylık ve yıllık olarak hayatımıza sunduğu planlar bu şekildedir. Bu bize zaman planlaması için büyük ipuçları verir. Biz de zamanımızı planlarken günlük, aylık ve yıllık hedefler gözeterek, bu hedeflere ulaşmak için gereken şartları tespit edip uygulamaya koymalıyız. Bir Müslüman’ın kendi ömrü için koyduğu ana hedef “Allah’ı hoşnut etmek’tir”, öyle olması gerekir. Bu hedefe ulaşabilmek için kişinin kendi şartlarına uygun özel hedefler belirlemesi gerekmektedir. Özel ve etkili bir plan yapmak için kişinin öncelikli eksikliklerini tespit etmesi ve kişisel becerilerinin ve kabiliyetinin farkında olması gerekmektedir. Örneğin ilim alanında eksik olduğumuzu tespit ettiğimizde, aylık eğitim/okuma programı hazırlamak, hazırlanan bir programa katılmak gibi planlarla bu eksiklik giderilebilir. Kişi kendisinde ilim öğrenme ve öğretmeye istidatlı bulursa, ilim konusunda daha detaylı ve uzun vadeli bir plana ihtiyaç duyar. DEVAMI 134. SAYIMIZDA..
0 Yorum - Yorum Yaz
|