Ana Sayfa Hakkımızda Forum Dosyalar Foto Galeri Mesaj Panosu İletişim
Üye Girişi
Genç Birikim
 
 134. Sayı
 Son Sayı
 Yazarlar
 İktibaslar
 Videolar (8)
 Arşiv
 Linkler
Linkler
 
 ummetiz.biz
 vakit
 ilkav
 haksöz
 özgünduruş
 medeniyet
 radyodenge
 zeynepder
 muttaki
 haber7
Site Haritası
ALİ KAÇAR / MİLLİ MÜCADELE VE HALİFELİĞİN KALDIRILMASI III

      Mustafa Kemal’e vize verilme olayını, İngiliz istihbarat subayı John Godolphen Bennet hatıralarında Samsun’a gidecek heyet listesinden şüphelendiğini belirterek; “… Listeyi umumi karargâha götürmeye karar verdim ve talimat istedim… Meselenin Britanya Yüksek Komiserliği’nden sorulacağını söylediler. Takriben bir saat sonra içeri çağrıldım, geriye dönerek vizenin verilmesi emrini aldım.1 İngiliz gemisiyle yurt dışına çıkmak zorunda bırakılan Vahdeddin ile ilgili ithamlarda bulunanlar, Samsun’a giden Mustafa Kemal’in de İngilizler’in izniyle/vizesiyle gittiklerini unutmamalıdırlar.

      İngilizler, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı basarak, Meclis’i dağıtmaları, kimi mebusları sürgüne göndermeleri, Mustafa Kemal’e, Ankara’da Millet Meclisi’ni kurmada kolaylık sağlamıştır. Acaba, Meclis-i Mebusan işgal edilip dağıtılmamış olsaydı, Ankara’da Millet Meclisi Kurulabilir miydi? Herhalde, Mustafa Kemal ve ekibi, yeni Meclis’i oluşturmada bir hayli zorlanır, belki de tarihin seyri değişebilirdi! Peki, İngilizler, neden Meclis-i Mebusan’ı işgal ederek dağıttılar? Çünkü zaten, İstanbul, kendi işgalleri altındaydı ve istedikleri her yeri kontrol edebiliyor ve istediklerini tutuklayıp sürgüne gönderebiliyorlardı. Acaba İngilizler de Meclis-i Mebusan’ı dağıtmakla, Anadolu hareketinin yani Mustafa Kemal’in önünü açmak mı istemişlerdi? Bu ve benzeri sorular çoğaltılabilir! Ancak, kesin olarak bilinmesi gereken bir şey varsa, o da, Meclis-i Mebusan’ın, İngilizler tarafından dağıtılması Ankara’nın işini kolaylaştırmıştır.

      İngiltere için, Padişah’ın kendi kontrollerinde olması, özellikle de çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu sömürge ülkelerinin kontrolleri altında tutmalarını da kolaylaştırmıştır. Bu nedenle, Vahdeddin’in İngilizler eliyle yurt dışına gitmesi, İngilizlerin öteden beri arzu ettikleri bir şeydi. Bu durumu “Rıza Tevfik, İngilizler’in kendilerine sığınacak Vahdeddin’den bekledikleri faydaları onun hekimbaşı Reşat Paşa’ya özetle şöyle anlatır: “Zannederim ki İngilizler padişahı buradan kaçırmak istiyorlar. Tabiidir ki öteden beri hilafete karşı ziyadesiyle aleyhtar ve düşman idiler. Hilafet 1. Selim‘den itibaren kuru bir unvandan ibaret kalmışken Sultan Hamid zamanında Meşrutiyetin ilanı ile de ihtilaf çıkacağını ve Hilafetin fesh edilebileceği beklenirken, Abdülhamid kuru bir unvandan ibaret olan bu hilafeti adeta elinde sihirli bir asa gibi kullanmış ve İngilizler’e hayli zarar vererek İngiliz politikasına engel olmuştur. İngilizler buna çok üzüldüler. Bu itibarla şimdi halifeyi ellerinde bulundurup rezil etmek istiyorlar ki hariçte hilafetin bir itibarı kalmasın!”2 İşte İngilizler bu amaçla, bir taraftan Ankara’nın önünü açarken, işini kolaylaştırırken, diğer yandan da Hilafeti sembolik bir konuma indirgeyerek, ezeli amaçlarını gerçekleştirmeyi umuyordu. Bu, Mustafa Kemal ve ekibinin de işine geliyordu.

      Yurt dışına çıkmak zorunda bırakılan Vahdeddin ise, bu durumu, yani yurt dışına gidişini şöyle değerlendirmektedir; “Böylelikle gücünden ayrılmış çıplak bir hilafeti red veya kabul etmek mecburiyetinde ve Anadolu’ya saldırıları defetmeye memur eylediğim Mustafa Kemal’in (…) karşısında kaldım. Her tarafı istila eden kör ve nankörler arasında inkılâp ve ihtiras içinde bunaldım. Kendimde böyle bir hilafet biçimine ne karşı koyma ne de baş eğme imkânını görmeyerek, kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar geçici olarak tehlikeli bölgeden ayrılmaya karar verdim.

     İtilaf ve İşgal Kuvvetleri Başkumandanı sıfatını taşıdığı için İngiliz Generali Harington’un aracılığını tercih ettim. Ve kutsal topraklara gitmek için bir istasyon demek olan Malta’nın seçimini de ehven-i şer olarak kabul ettim. Bu hareketimle vekili olduğum şanı yüce Peygamberin yolundan giderek diyanet ve İslami saltanat aleyhinde hareket etmekte olanlardan (…) ayrılarak hicret ettimse de, hiçbir zaman büyük ecdadımdan miras kalmış olan saltanat hakkımdan ve hilafetten feragat eylemedim ve eylemeyeceğim.”

DEVAMI 134. SAYIMIZDA..




0 Yorum - Yorum Yaz
Hava Durumu

 
Haber
 

DARBE SENARYOLARI ve ENGELLENEMEYEN PKK TERÖRÜ

ALİ KAÇAR


DEMOKRASİ VE SEÇİMLER

SÜLEYMAN ASLANTAŞ


ABD-İSRAİL İLİŞKİLERİ HER ZAMANKİ GİBİ…

AMERİKANIN SESİNDEN AKTARAN: CELAL SANCAR


MÜŞRİK

ŞAHİN ÖZDAŞ


DEŞİFREDE HER SÖZ, HER BİLGİ, HER KARE ÖNEMLİDİR

NECDET YÜKSEL


GÜLE GÜLE ÜSTADIM

ERDAL BAYRAKTAR


AÇILIM BAŞARISIZLIĞA MAHKÛM(DU)! II

BÜNYAMİN ATEŞ


KURUMLARI ELE GEÇİRME

MAHMUT CELAL ÖZMEN


GAZZE'NİN KAPILARI

Dan EPHRON / Çev: İsmail CEYLAN


RAHMETLE YOLCULUK

HAYRİYE BİCAN


RAMAZAN VE RUH TERBİYESİ

KADİR SEVEN


RAMAZAN AYI ve ÇOCUKLARIMIZ

İDRİS GÖKALP


RAMAZAN ve ORUÇ İKLİMİ

FATİH PALA


HALİFE HZ. ÖMER I

NAZİFE ACISU


SANA LAYIK OLAMADIK EFENDİM

AYTEN CEYLAN


ÇOCUK EĞİTİMİ DUA İLE BAŞLAR

İSA MEMİŞOĞLU


AYET ve HADİSLER IŞIĞINDA BİLİM

KÜBRA CEYLAN


FIKH'IN BABASI EBU HANİFE

LEYLA ÖZCAN


SOSYAL AÇIDAN İNSAN

SÜMEYRA ARSLAN


MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİNİN TÜRKİYEYE ETKİLERİ IV

ABDURRAHMAN BURSEVİ


BASINDAN SEÇMELER

AYSEL ARPACI


İNŞAAT USTASI ve MEZAR

VEYSEL ALTUNTAŞ


KİTAP TANITIMI: FİZİLÂL-İ İMAN

AYŞE MERVE ADANUR


İNCE DOKUNUŞLAR

FATİH PALA


RUKEN

AYDIN IŞIK



 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım