| SEDA YARDIMCIOĞLU / SALİH AMEL |
|
Bizi doğru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna… Âmin
Bu ilahi mesajda anlatılan yol, nimet verilenlerin, cennetin sonsuz nimetlerinin verildiği kişilerin yolu, evet Rabbimizin rızasının sonucu ulaşılacak yol budur, doğru yol…
İnsanoğlu daima yürümekte, sonlu bir hayattan, sonsuz hayata doğru ilerlemektedir. Her ölümlü, bir yol üzerindedir. Fakat bu yürüyüş yolu saflara ayrılmıştır. Nefse yürüyenler, şeytana yürüyenler, paraya yürüyenler, kadına yürüyenler ve ateşe yürüyenler. Ve bu safların karşı safında bulunan, Rabbe yürüyenler, Rabbin rızasına ve cennetine yürüyenler. İşte doğru yol da budur, ilahi yol…
Ancak ilahi yola yürümek herkese nasip olmamaktadır. İlahi yola yürümek için önce insanın ayağa kalkması ve harekete geçmesi gerekmektedir. Oturanlar, tembellik edenler yürümekte gecikirler. Harekete geçtiğimizde ise sonuca, doğru yola ulaşmak için en önemli azık, hiç şüphesiz ihlâslı bir niyettir.
Niyet: kastetmek, tercih etmek, karar vermek, kalbin bir şeye yönelmesi manasına gelir. İnsanın niyetine göre mükâfatı olur ya da olmaz. Yani yapılan her amelin mükâfatı, ameli işleyenin niyetine göre değerlendirilir. Niyet bir nevi amellerin ruhudur da.
Müslümanlar olarak yaptığımız her ibadette niyetimizi sorgulamak durumundayız? Yaptığımız ibadetlerimizde eğer niyetimiz Rabbin rızası değil de, insanların hoşlanması, takdir etmesi ise bu riya olur, hatta münafıklığa ve şirke de yol açar bu davranış. Rabbimizin rızası için yaptığımızı düşündüğümüz ibadetlerimizde bile, yalnızken yaptığımızla, başkasının yanında yaptığımız ibadette eğer değişiklik var ise, burada da kendimize sormalıyız, neden ibadetim değişti? Amacım ne?
Sadece farz olan ibadetlerde değil, nafile ibadetlerde de niyetimizin ne olduğuna çok dikkat etmemiz gerekir. Allah rızası için başlanılan herhangi bir amelde de, farkında olmadan bu amelimize riya katabiliriz. Bunun olmaması için ise yine ve tekrar kalbimize bu ameli kim için, ne umarak işlediğimizi sormalıyız.
Mesela; bir ilim öğrenirken bunu neden öğrenmek istediğimizi kendimize soralım. Bilgili olup insanlara ahkâm kesmek için mi? Yoksa kulluğumuzu doğru yapabilmek ve diğer kullara Allah için faydalı olmak için mi? Allah (cc)’ın emirlerini doğru anlayıp uygulamak niyetiyle öğrendiğimiz ilmimizi başkalarıyla paylaşırken, nefsimiz kabarıyor mu? Yoksa bunun, ilmi olan her Müslüman’ın görevi olduğu gibi bizim de görevimiz olduğunun bilincinde miyiz?
Dünyanın geçiciliği ile hesabın farkında isek ve bu hesaba hazırlık yapmak amacında isek, terazimizde sevap kefesinin ağır gelmesini istiyor isek, niyetlerimize ihlâsı da katmak durumundayız. Yoksa biz de, efendimiz (s.a.v) zamanındaki Ümmü Kays’ın muhaciri diye anılan sahabeye benzeyebiliriz. DEVAMI 134. SAYIMIZDA..
0 Yorum - Yorum Yaz
|