| BÜNYAMİN ATEŞ / AÇILIM BAŞARISIZLIĞA MAHKUM (DU)!.. -1- |
|
Bu makalede seri bir şekilde Kürt meselesi, Türkiye’deki değişimin sınırları, PKK Terör Örgütünün mahiyeti ve gelecekle ilgili planları, açılım politikalarının tahlili, Güneydoğu Bölgesi’nin sosyolojik tahlili incelenmeye çalışılacaktır. Bu ilkyazı da kavramsal çerçeve elde etmek amacıyla farklılıklarla bir arada yaşamak konusu açıklanmaya çalışılmıştır.
Farklılıklarla Birlikte Yaşamak…
Birlikte yaşama iradesini ortaya koymak farklılıkları yok saymak veya tamamen teknik bir detay olan yerinden yönetim ilkesini inkâr etmek anlamına gelmemektedir. Aksine insanları yönetme sanatı denilen “siyaset” mekanizması farklılıkları ahenkle idare ederek bir arada yaşama iradesini hayata geçirmektir. Esasen devlet dediğimiz kurumun asli unsurlarından olan insan, çeşitli farklılıkların konsensüsü sonucunda ortaya çıkmıştır. İnsanların hem maddi hem de manevi önder ve öğretmenleri olan peygamberler, başlarında bulundukları kavimlerin farklılıkları ile bir arada kardeşçe veya sözleşmeye bağlı bir arada yaşatabilmişlerdir. Bu peygamberlerden birisi de Hz. Musa (as)’dır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa (as)’ın başından geçen bir hadise şöyle nakledilmektedir: "Hani bir de, Musa kavmi için (çölde) su aradığı zaman ona: "Asam taşa vur" demiştik de, (o asasını taşa vurunca) taştan on iki pınar fışkırmış ve her kabile su içeceği pınarı öğrenmişti. (Onlara dedik ki:) 'Allah'ın verdiği rızıktan yeyin için (fakat) yeryüzünde fesatçı olarak taşkınlık yapmayın."1 Bilindiği gibi Yahudilere Hz. Yakup (as)’a nispet edilerek İsrailoğulları denilir. Hz. Yakup (as)’ın on iki oğlu tabii lider sayılmıştır. Babadan oğla geçen sistemde İsrailoğulları on iki ayrı kola ayrılmıştır. Hz. Musa ve İsrailoğulları çölde iken su ihtiyaçları hâsıl olmuş ve elindeki asayı taşa vurarak on iki kola ayrılan su fışkırmıştır. Bu taş/kaya bugün de, Sina Dağı yakınları üzerinde on iki deliğiyle görülebilir. İmam Fahreddin Razi (rh.a) tefsirinde pınarın on iki kola ayrılması meselesini şöyle izah etmektedir: “Hz. Musa'nın kavmi kalabalık idi. Kalabalık sayıdaki insanın suya olan ihtiyacı artıp da, onlar suya kavuşunca, aralarında çekişme ve tartışma meydana gelir; çoğu zaman da bu, büyük bir fitneye sebep olur. Bundan dolayı Cenâb-ı Allah bu nimeti, onların her bir kabilesine, koluna başkasıyla karışmayan muayyen bir su tayin ederek, kemâle erdirmiştir. Tek bir toplulukta ise, muhtelif topluluklar arasında meydana gelebilecek böyle bir anlaşmazlık onlar arasında meydana gelmez.” Yukarıda da gördüğümüz gibi İslam’a dayanan sosyal ve siyasal bir sistemde farklılıklar yok sayılmıyor ve barış içerisinde yaşamalarının yolları aranıyor. Kıssa da asa idarenin referansını kaya hükümeti, su ise icraatları anlatmaktadır denilebilir. Allah insanları farklı dil ve kavimler de yaratmış ve onların farklılıklarını koruyarak sulh içerisinde yaşamalarının yollarını öğretmiştir. Farklılıklar yok sayılır ve taşkınlık ve fesat ile bastırılırsa barış ve sulhun imkânı kalmadığı gibi iktisadi anlamda zenginleşmenin de önü tıkanır. DEVAMI 134. SAYIMIZDA..
0 Yorum - Yorum Yaz
|