|
Filistin İslam yurdu. Kudüs İslam Dünyası’nın kalbi. Mescid-i Aksa Müslümanların sevdası. Gazze izzet merkezi. Bu direniş toprakları baştanbaşa onurun rengine boyanmış. Siyonist İsrail’in zulmü altında ezilen Gazze imkânsızlıkların kıskacında. Tüketim toplumunun modern oburları olarak oradaki zorlukları tahayyül etmek çok zor. Gazze’de bir saniye olsun nefeslenmeyen, toprağını şefkatle avuçlamayan, halkıyla karşılaşmayan, çocuklarının gözlerine bakmayanlar, bakamayanlar Gazze’yi anlayamazlar, orası hakkında ahkâm kesemezler. Orada yaşanan insanlık adına onur kırıcı manzaraları görmezden gelmek ancak yüreksizlerin işidir. İnsan olan, Siyonist işgalin bu topraklarda uyguladığı alçaklığı asla kabul etmez. Siyonist İsrail’in zulmü altında ezilen, yok olan Filistinli annelerin gözyaşlarına, Filistinli çocukların çığlıklarına, Gazze’nin çağrısına kulak vermek lazım. İşte bu bilinçle vicdanlı insanlar, Mavi Marmara’ya binerek yola koyuldular Akdeniz sularında. Gazze’ye özgürlük diyerek, oradaki ablukayı kırmak için yola çıkanlar Siyonist İsrail’e karşı bir vicdan ayaklanması başlatmışlardı. Dünyanın vicdanlı insanlarının isteği Gazze’yi ablukadan kurtarmak için çabalamaktı. O yürekli insanlar, daha ne kadar Filistinli kardeşlerimiz yalnız ve çaresiz kalacak? Kardeşlerimizi, haydut/gaspçı bir terörist devletle yapayalnız ve çaresiz bıraktığımız yetmedi mi? diye seslendiler, küresel dünyanın atomize olmuş insanına. Arzı imar, insanı inşa sorumluluğunun farkında olarak hakikati düşünüp, doğruyu görmeye gayret eden insanın kalp gözü açılır. Fıtratına dönen insana firaset bahşedilir. Bu farkındalık bilinciyle dopdoluydu özgürlük konvoyuna katılanların her biri. Onlar insani yardım diyerek insanlık vicdanını Gazze kıyılarına ulaştırmak için, ambargoyu delmek için binmişlerdi Mavi Marmara’ya. Gazze’yi gözler önüne, gönüllerin başına koyarak oradaki caniliğe dikkat çekmek istiyorlardı. Çünkü onlar biliyorlardı ki; Sözler, sesler, ameller ile bir kalbe dokunmak, hüzünleri paylaşmaktan daha değerli değildi hiçbir şey. Acıları azaltmak ve yaraları sarmak için muhabbet, sabır ve dayanışma devşirmek gerekir. Hüzne sevinci, acıya tatlıyı, eksiğe tamamı, aza çoğu katarak an be an bir olmak, birlik olmak ne güzel… Gönüller hisseder, duyguları ayaklandırıp harekete geçirmeden olmaz. Gazze bizden ses bekliyor, umut bekliyor. Merhamet kalbe uzanan yoldur. Merhametsiz, şefkatsiz kalpler kısırdır, koftur. Hiçbir el muhtaç olan kardeşinin yaralarını sarmak için uzanan elden daha bahtiyar değildir. Hiçbir dil hakkı söylemek için mücadele eden dilden daha kuvvetli değildir. Merhamet mü’min kalplerin derinliğini, enginliğini, güzelliğini ortaya koyar. Aklıselim sahibi her insanın, mecalsiz dizlere kuvvet, tutamayan ellere güç, yorgun bedenlere rahat, suskun dillere ses, küskün çehrelere umut olmak zorundadır. Hüzünlü gönüllere sevinç, kederli yüzlere mutluluk tohumlarını saçmak için çalışmaktan daha mutluluk verici bir amel var mı ki bu bizim sorumluluğumuz. DEVAMI 134. SAYIMIZDA..
0 Yorum - Yorum Yaz
|