| MAHMUT CELAL ÖZMEN / GAZZE'DE BİR İŞGAL YAŞANIYOR |
|
31 Mayıs 2010'da, işgalci Yahudi varlığı tarafından saldırıya uğrayan İHH Gemisi Mavi Marmara'da 9 kişinin ölümü ile sonuçlanan olayın üzerinden günler geçmiştir. Dünyayı ayağa kaldıran hararetli ortamdan geriye sadece havada uçuşan, hiçbir yaptırım gücü olmayan, basit, cüce demeçlerin titrek ve korkaksı seslerinin yansımaları kalmıştır. Gazze'ye düzenlenen insani yardım birileri için iyi niyetler çiziyor olabilir fakat asıl gerçek bu değildir. Duyguların kabardığı ortamlarda insanlar asıl gerçeklerden ya uzak kalır veya gerçekleri görmek istemezler. Bu olayda da böyle olmuştur. Şunu biliyoruz ki; Gazze'de büyük bir sorun vardır. Buna; “insani bir problem yaşanıyor” diye bir yaklaşımsa hataların en büyüğüdür. Gazze'de bir insanlık dramı, insanlık ayıbı yaşanmıyor. Gazze'de bir işgal yaşanıyor! Bu işgal sadece Gazze'de değil Filistin'in bütününde, Irakta, Afganistan'da, Kafkaslarda ve diğer İslam beldelerinde kendini göstermektedir. Fakat Yahudi varlığının işgal ettiği yerlerde bu durum daha vahşi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İşgal edilmiş bir yer için “insani yardım” (bu söylemin uluslar arası örfte ve antlaşmalarda afet, açlık, hastalıklar, büyük maden kazaları gibi durumlarda geçerli olduğunu bilinmektedir. Uluslar arası savaş kurallarının işlediği savaş ve işgaller için ise savaş kurallarından kaynaklanan antlaşma ve sözleşmeler devreye girer. Tabii ki bu bahsettiğimiz hususlardaki kuralların şu an ki hali ile hiçbir İslamî yönü yoktur.) ne kadar söz konusu olabilir ki?! Böylesi durumlarda “insani yardım” ve sivil örgütlerin kullanılmasının tek bir yönü olabilir o da siyasi hedeflere ulaşma maksatlıdır. İHH'nın organizesinde düzenlenen Gazze'ye yardım amaçlı seyahat birçok devletin istismar ettiği bir konu haline dönüşmüştür. Fakat olayları daha derinlemesine incelediğimizde bu olayın arkasında ABD'nin olduğunu görürüz. Kısaca biraz geriye giderek bu sürece nasıl gelindiğine bir bakalım. - Suriye-İsrail ilişkilerinde bir yol alınması için, Türkiye daha önce aracı devlet rolünü üstlenmiş (2007 yılında Türkiye'nin İsrail ve Suriye arasında görüşmelerin başlaması için arabuluculuk yapması yeniden gündeme geldi. Erdoğan'ın Nisan 2008'te Suriye'ye gerçekleştirdiği ziyarette arabuluculuk konusu gündeme geldi. Türkiye her iki tarafın mesajlarını birbirine iletti, istenen güvenceler konuşuldu, aracılı görüşmelerin gerçekleşmesi için ortam hazırlandı. Nihayet 21 Mayıs'ta İsrail ve Suriye yetkilileri Türkiye'nin gözetiminde aracılı görüşmelere başladıklarını ilan ettiler. stargazete) fakat bu girişim Yahudi varlığının çekilmesi nedeni ile başarısızlıkla sonuçlanmıştır. DEVAMI 134. SAYIMIZDA..
0 Yorum - Yorum Yaz
|